Popüler Yayınlar

Sayfalar

10 Temmuz 2009 Cuma

Dünya Türk Nüfusu Analizi sayısı

Dünya Türk Nüfusu Analizi
Avrupalı bizim kendi içinde ulaştığımız gücün farkındadır ama biz kendi gücümüzün farkında değiliz. Kendi gücümüzün farkında olmadığımız ya da o güçten rasyonel olarak yararlanamadığımız için hem dış dünyada yaşayan Türkler hem de Türkiye müdahalelere mar

Dünya milletlerinin, milletler ailesi içindeki yeri ve ağırlığını belirleyen en önemli faktörlerden başlıcaları, nüfusları, dünya adasında işgal ettikleri coğrafyanın yeri ve dünya yüzölçümüne olan oranı, nüfuslarının diğer ülkelere dağılma ve bu ülkelerde etkili olma özellikleri, ekonomik, siyasi ve askeri güç unsurları itibarıyla diğer ülkeleri etkileme durumları gibi sahip oldukları özelliklerdir. Bu özellikleri itibarıyla Türkiye’nin ve Türk Dünyasının durumunu analiz ettiğimizde, dünya genelinde çok ciddi bir potansiyele sahip olduğumuz görülecektir.

Çağdaş ve klasik dünya hâkimiyet teorilerinin tamamında mutlaka kontrol edilmesi ve mümkünse hâkim olunması gereken yer olarak bugün Türklerin yaşadığı –Adriyatikten Kore’ye, Çin’e kadar olan bölge- işaret edilmektedir. Bu bölge jeopolitik ve jeostratejik önemini günümüzün temel ihtiyacı olan enerji kaynakları açısından sahip olduğu değerler itibarıyla daha da artırmıştır. Bu konularda ayrıntıya fazla girmeyip bir konu üzerinde yoğunlaşmak istiyorum. Yoğunlaşacağım konu diğer ülkelere dağılma ve bu ülkelerde etkili olma özellikleri itibarıyla Türk nüfusunu incelemektir.

Bilindiği üzere akraba kavimler hariç olmak üzere, günümüz dünyasında 200–250 milyon Türk soylu insanların yaşadığı ifade edilmektedir. Bu nüfusun ana kitlesi yani çoğunluğu, yukarıda belirttiğim Adriyatikten Kore’ye, Çin’e kadar olan bölgede yaşamaktadır. Geri kalan yaklaşık 10 milyon nüfus ise ana kitleden ve anavatanlarından uzakta yaşamaktadırlar. Buna Avrupa vasatında örnek vermek gerekirse; Avrupa Birliği üyesi olan ülkelerde yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Türklerin sayısı 2003 rakamlarına göre 3 milyon 800 bindir. Asgari 200 binden fazla olduğu bilinen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Özbek, Kırgız, Kazak, Azerbaycan gibi diğer Türk asıllı devletlerin vatandaşları ile Batı Trakya Türklerini, Bulgaristan Türklerini, Gagavuz (Gökoğuz) Türklerini ve diğer gruplarla Avrupalının Türk olarak isimlendirmekten çekindiği gruplar ile İsviçre’de yaşayan 80 bin Türk’ü katarsak bu rakam 8.5-9 milyonu bulmaktadır.

Bu rakamların ne önemi var diyenler çıkabilir. Bilinen bir gerçek vardır ki bugün devlet ve milletlerin güçleri üzerinde değerlendirme yapan merkezlerin ele aldıkları öncelikli göstergelerin en önemlilerinden biri incelenen milletin nüfusu ve bu nüfusun dinamizmidir. Avrupa’daki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının nüfusu AB üyesi bazı ülkelerin nüfuslarından, hatta bazı ülkelerin bir araya gelerek oluşturdukları nüfustan, fazladır. Örneğin AB ülkelerinde yaşayan Türk sayısı (3,8 milyon), Letonya (2,3 milyon), Litvanya (3,5 milyon), Lüksemburg (451 bin), Güney Kıbrıs Rum Kesimi (723 bin), Malta (397 bin), Estonya (1 milyon 358 bin) ve Slovenya\'nın (2 milyon) nüfuslarından fazladır. Avrupa Birliği’nde yaşayan 3,8 milyon Türk vatandaşının sayısı, Lüksemburg’un toplam nüfusunun yedi katıdır. Bu rakam, İrlanda nüfusunun beşte dördünün üzerinde, Danimarka ve Finlandiya nüfusunun da yarısından fazla ve ayrıca Avusturya, Yunanistan, Portekiz ve İsveç gibi ülkelerin nüfuslarının yaklaşık üçte birine eşittir.

AB ülkelerinde çalışan toplam 1.178 milyon Türk’ten takriben 1.105 milyonu işçi veya daha farklı bir ifadeyle bağımlı çalışanlardan oluşmaktadır. 78 bin işveren Türkten ve bunların yanında çalışan 200 bin civarında yabancıdan bahsedilmektedir. Bu nüfusun 1 milyon 272 bini AB ülkelerinin vatandaşlığına geçmiş bir başka ifade ile o ülkenin seçen ve seçilme hakkı olan vatandaşı durumuna gelmiştir. Yani siyasi bir güce sahiptir. Bütün bu verilere rağmen durumumuz nedir diye sorulacak olursa manzara ortadadır. Avrupalı bizim kendi içinde ulaştığımız gücün farkındadır ama biz kendi gücümüzün farkında değiliz. Kendi gücümüzün farkında olmadığımız ya da o güçten rasyonel olarak yararlanamadığımız için hem dış dünyada yaşayan Türkler hem de Türkiye müdahalelere maruz kalabilmektedir.

Bu duruma karşılık bir basit mukayeseyi Türkler, Ermeniler ve Yahudiler arasında yapmak istiyorum. Ermenistan’ın nüfusu 2 milyon 892 bin’dir. Ermenistan dışında ABD’de 1.000.000, Rusya’da 1.000.000, Fransa’da: 450.000, İran’da: 300.000, Lübnan’da: 250.000, Suriye’de: 60.000, Yunanistan’da: 25.000 kişi yaşamakta, Avustralya, Kanada, Brezilya, Mısır, Azerbaycan, Gürcistan vs. ülkeler de dâhil olmak üzere toplam nüfusları yaklaşık 7.5 milyondur. Ermeniler bu nüfuslarına ters orantılı olarak örneğin İsviçre’de 6.500 Ermeniye karşılık 80 bin Türk yaşarken, Türkün kimliğine ve tarihine aykırı asılsız soykırım iddialarını yasalaştırabilmişlerdir. Aynı olay Fransa’da, Almanya’da, Hollanda’da, Polonya’da başımıza gelmiştir. Bu ülkelerin Türkiye aleyhtarı kararlarının önemli kısmı merkezden hükümetlerimizce önlenmeye çalışılmış, buna karşılık o ülkelerde yaşayan potansiyelimiz değerlendirilememiştir. PKK teröründe, Kıbrıs meselemizde ve diğer tüm konularda bu böyle devam edegelmiştir. Buna karşılık ABD’deki 1 milyon Ermeni her yıl 24 Nisan’da şov yapabilmekte ve ABD dış politikasını etkileyebilmektedir ya da oradaki Ermeniler ABD’nin bir dış politika enstrümanı olarak bize karşı kullanılabilmektedir. ABD aynı tavır ve uygulamayı bugün kuzey Irak’taki küçük bir topluluğun lehine sergileyebilmektedir.

Yahudilere baktığımızda da benzer, hatta daha profesyonel bir durumla karşılaşmaktayız. Dünya genelinde ki 25 milyon nüfusu ile Yahudiler, dünya devi ülkeleri ve dolayısıyla dünyayı yönetmekte ve yönlendirmektedirler. ABD’de film-medya ve finans sektörü Yahudi ve Ermeni gruplarca kontrol edilmektedir. Türkün imajı Hrıstiyan ve Musevi taassubu ile kirletilmekte, İslam terör ile eş duruma getirilmiş bulunmaktadır.

Bu durumda ne yapmamız gerektiği, cevaplanması gereken en önemli sorudur. Bunu kısa başlıklar halinde şöyle açıklayabiliriz. Türkiye Devleti yurt dışında yaşayan nüfus potansiyelini Türklüğün lehine, Türklüğün menfaatleri doğrultusunda nasıl değerlendirmesi gerektiğini tespit etmelidir. Türk dünyası açısından bu işi yapabilecek potansiyel Türkiye Cumhuriyetindedir. Bu nedenle bu görevi Türkiye Cumhuriyeti üstlenmelidir.

Batılı ülkelerde yaşayan Türklüğün envanterini süratle çıkarmalıdır. Bu envanter üzerinden kısa ve orta vadeli hedefler ile buna göre tedbirler belirlenmeli ve kesintiye uğratılmadan devlet politikası olarak uygulanmalıdır.

Bu aşamada yapılacak ilk iş mevcut potansiyelimizden yararlanarak batılı ülkelerde ve Arap dünyasında lobicilik yapabilecek potansiyelin teşkilatlandırılmasıdır. Yurt dışında hemen her partinin teşkilatı bulunmaktadır. Her siyasi görüş hatta Türkiye’de uzantısı olmayan ve manipülasyonlara açık grupların teşkilatlanmaları da mevcuttur. Aynı soydan gelen, aynı inanca sahip ve aynı toprağın insanları birbirlerine yabancılaşmaktadır. Bu farklılığın farkında olan yabancılar bu durumu fevkalade kullanabilmekte ve yukarıda örneğini verdiğimiz İsviçre olayındaki gibi sonuçlara katlanılmak zorunda kalınmaktadır.

Dış temsilciliklerimize kesin talimatlar verilmeli ve onlardan yurtdışındaki Türk potansiyelini kucaklayacak, Türkiye ve Türk dünyasının lehine onlardan yararlanılabilecek tedbirler geliştirmesi istenilmelidir. Bunun için günlük politikalar dışında kalarak bugüne kadar rüştünü ispatlamış kuruluşlara destek olunması, onların aynı zamanda lobi kuruluşlarına dönüşmeleri sağlanmalıdır. Yasal olarak imkân bulunan ülkelerde lobi şirketleri kurulmalı, maksat ve faaliyetlerinin kontrolü mümkün olmayan yabancı lobi kuruluşlarına yapılan destek zaman içinde kesilmeli ve lobicilik kendi insanımızın kontrolündeki kuruluşlarca yapılmalıdır. Aksi takdirde Osmanlı dönemindeki Londra Büyükelçiliğimiz gibi hiçbir personelinin Türkçe bilmediği temsilciliklerimizin başımıza açtığı belaları tekrar yaşamamız kaçınılmaz olacaktır.

Yaşadıkları ülkelerin vatandaşlığına geçen insanlarımızla sıkı ilişkiler geliştirilmeli, o kişilerin ekonomik hayat, siyaset, medya, finans gibi yeni güç kaynaklarında aktif rol almaları sağlanmalı, bu şahısların önüne o ülke yönetimlerince çıkarılan ya da çıkarılması muhtemel olan engeller yok edilmelidir. Yurt dışında yaşayan ya da oraya yüksek öğrenim görmeye gitmiş gençlerimizle yakın ilişkiler geliştirilmeli, onların özellikle akademik çevrelerde milli menfaatlerimizin savunulmasında sessiz kalmaları engellenmelidir. Son yıllarda Başbakanlarımızın yurtdışına iş adamlarını beraberinde götürmelerindeki maksat temsilcilerimizce örnek alınmalı ve ekonomik gücümüzün artırılması için gayret göstermeleri istenilmelidir. Diplomatlarımızın başarıları bu tür somut kriterlerle ölçülmeli ve onlara görev süreleri içinde tamamlamaları gereken somut hedefler verilmelidir.

Tüm bunlar yapılırken Türk devletlerinin adları, dünya coğrafyasındaki yerleri, bizimle bugünkü yakınlıkları hesaba katılmadan birlikte hareket edilmeli ve ortak menfaatler hep ön planda olarak karşılıklı güç birliği sağlanmalıdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Timurtaş hoca, Timurtaş uçar hoca efendi,laik dü,zen,kominist gençler,timur taş hoca mp3,timr taş hoca video izle,yeni sohbetler,deccal,şeytan ,cin,peri,hurafe,yecüc-mecüc,kimdir,yaratılış gayesi,insandaki deha